Ne yediğinizi biliyor musunuz?

Hayatımızın her anını planlayarak yaşamak çok zor bir durum. Bu akşam ne izlesem, yarın sabah bu notları kesinlikle unutmamalıyım, hafta sonu küçük bir seyahat hiç fena olmaz peki ama nereye?

Özel hayatımız plansız yaşanabilecek esnekliği bir yere kadar kabul edebilir. Peki iş hayatı? Başlı başına bir plan ve program dünyası. Haftalık, aylık, 6 aylık ve yıllık neler yapacağınızın planını yapmak, belli aralıklarla da plana sadık kalıp kalmadığımızın kontrolü, yeni görevler için güncellemeler yapmak vs. vs.

Hayatımız, basitten karmaşığa durmadan bir devinim halinde. Evrim konusuna gireceğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. O Evrim Ağacı’nın konusu.

Plan ve programlı yaşamanın monotonluğundan kurtulmanın bir yolu olduğunu söylüyorum! Karşımıza çıkan ve bizi bir yaprak gibi gizemli dünyaların kapılarına bırakan tesadüf rüzgarına kapılmak! Bu meraklı rüzgârı iliklerimizde hissetmek, rahatlamak ve boş bir zihinle yeni dünyalara, yeni maceralara, yeni alışkanlıklara yelken açmak. Bu bazen bir nota olabilir, bir kuş cıvıltısı, yıldızlara yürümek… Bende ise bu durum, okuduğum bir köşe yazısında, bir gazetenin sanat ekindeki makalede, bir röportajda tezahür ediyor.

Geçenlerde yine öyle oldu.

Gazetelerin hafta sonu eklerine bayılırım. Okuma maceralarıma çoğu zaman içerikleriyle tesadüf olarak yön veren kaynaklardır gazeteler.

İçinde bulunduğumuz Covid-19 salgınının ülkemizdeki zor günlerinde Hürriyet Pazar ekinde ‘’Ambalajların ön yüzleriyle arka yüzleri aynı şeyleri söylemiyor’’ başlığı ile güzel bir röportajı okudum. İpek İzci’nin kendisini GIDA DEDEKTİFİ olarak adlandırdığı ve bir çok sosyal medya hesaplarında toplam 1,5 milyona yakın takipçisi olan Musa Özsoy ile yaptığı o harika röportaj sayesinde bu kitapla tanıştım: ‘’Gıda Endüstrisine Genel Bir Bakış – NE YEDİĞİNİZİ BİLİYOR MUSUNUZ?’’

Musa Özsoy, şehir plancısı. Gıda sektörüyle alakası marketten ihtiyaçlarını almaktan fazlası değilmiş. Sıradan bir tüketici yani. Kitabında da bahsettiği gibi onu GIDA DEDEKTİFİ olmaya iten süreç yine kendi sağlığının bozulmasıyla başlıyor. Doktorlardan bir şifa bulamayınca kendisi araştırmaya başlamış. 2016 yılı Mart ayında tüketici farkındalığı ve etiket okuma bilincini geliştirmek için işe koyuluyor. İyi de yapıyor. 2 çocuk babası olması da bu dedektifliği tetikliyor olsa gerek. Hastalığını yine kendi çabalarıyla araştırıp iyileştiriyor.

”Ne yediğinizi biliyor musunuz?” kitabının yazarı MUSA ÖZSOY

Okuduğum röportajda paketli ürünlerin içeriğini okumanın önemi, gıdaların paketlerinin ön yüzleriyle arka yüzlerinin birbirini tutmaması ve bunun gibi bir çok konudan bahsediyor Musa Özsoy.

Kitap Hakkında…

Amacı insanları bilinçlendirmek olan GIDA DEDEKTİFİ’nin aynı röportajda kitabından da bahsedince hemen sipariş verdim ve bugün de bu değerli  kaynağı paylaşmak istedim.

Kitabın bendeki ilk baskısı Şubat 2020 tarihli, Cezve Yayınları‘ndan.

33 bölümden oluşuyor ve anlatımı da herkesin anlayacağı tarzda.

  • Fruktoz Şurubu
  • Etiket okumaya giriş
  • Besin değerleri tablosu
  • Kantinlerin durumu
  • Migros ve Tansaş’ın buruk hikayesi
  • Obezite
  • Gıda endüstrisi bizi kandırma yöntemleri gibi bir çok bölümden bilimsellikten ziyade genel kültürü arttırıcı bilgiler ediniyorsunuz.

Bu başucu kitabı mutlaka her evde olmalı. Ayrıca youtube hesabında harika röportajlar ve videolar da var. Genelde instagramda aktif.

Bilinçli bir tüketici olmak için elimizi taşın altına koyup o taşı kaldırmak ve insanlara yol açmak hepimizin ideali olabilmeli.

82 milyonu beslemeye çalışan çiftçi sayımız aşağıdaki tabloda olduğu gibi her geçen sene daha da azalırken Gıda Endüstrisinin kirli oyunlarını bilerek, kendimize ve gelecek nesillere de bildiklerimizi aktarmalıyız.  Sağlıklı insanlarla sağlıklı nesillere…

Bu konu ile ilgili bir kaç belgesel tavsiyesi de yapıyorum.

Bu konu ile ilgili kitap ve belgesel önerilerinizi yorum olarak benimle paylaşabilirsiniz.

Hepinize sağlıklı bir ömür diliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş