Uçmak “Hezarfen Ahmed Çelebi“

Şahane bir akşam geçirdim!

2020’nin ilk günlerinde, soğuk bir kış akşamında bizi İstanbul Devlet Tiyatroları’nın en yeni sahnesi Mecidiyeköy Büyük Sahne’ye getiren bu oyunun ne kadar da harika olduğunu bilmiyordum. 

17.yy’da Osmanlı Payitahtı’nda, çocukluk hayalini gerçekleştirmek isteyen Ahmed Çelebi’nin trajik hikâyesinin anlatıldığı bir tiyatro eseri Uçmak ‘’HEZARFEN AHMED ÇELEBİ’’. Hikâyenin içinde kimler yok ki? Barut fişekleriyle uçan Lagâri Hasan Çelebi, Osmanlı vilayetlerini gezmiş yetmemiş Batı Asya, Mısır ve Avrupa topraklarını gezip gördüklerini 10 ciltlik Seyahatname adlı eserinde toplamış Evliya Çelebi, yasaklarıyla hikâyede gıyabında da olsa yer bulan Sultan IV. Murad. Ayrıca bilimsel gelişimin karşısında olan din görevlileri, aile bireyinin hayallerine saygı göstermeyen aile üyeleri… Hepsi 2 saat 25 dakika boyunca eserin bütünlüğü bozulmadan yansıtılıyor yönetmen Hakan Çimenser tarafından…

Dekor Tasarımı:  Şirin Dağtekin Yenen

Akıcı bir oyun

Bir panayır yerinin canlandırıldığı girişiyle muhteşem bir başlangıç yapan oyun daha ilk sahnesinden sizi 17.yy’a götürüyor. Harika bir oyunda olduğunuzun ilk sinyali.

Karakterlerin her repliğini özenle yazan Ömer F. Oyal, dersine çok iyi çalışmış bir yazar. Dikkatinizi vererek izlediğinizde oyuncuların jest ve mimikleriyle harmanlanan diyaloglardan kopamıyorsunuz.

Ses – sahne – müzik – dekor dörtlüsünün uyumunun üst düzey olması ve anlatılanın masalsı bir havada verilmesi beni etkileyen bir başka unsur oldu. Özellikle bu oyunu sahnenin sağ köşe ön koltukta izledim. Hikâyenin hatırı sayılır bir bölümünün geçtiği bu bölümdeki koltuklar tercih edilebilir.

Heyecanlı bir kareografi

Başrolün hakkını ilk sahneden, soluksuz izlediğim müthiş finale kadar eksiksiz veren Tolga Evren, bu performansıyla 2020’nin en iyi erkek oyuncusu olur.(Devlet Tiyatroları’nın galası yapılan yeni oyunlarını henüz izlememe rağmen bunu söylüyorum.)

Dekorun 21.yy teknolojisiyle âlemden âleme sokulması da arka plandaki ekibin çok dikkatli ve iyi hazırlanmış olduklarını gösteriyor. Ya o müziklere ne demeli? TRT 2’de yeni başlayan Tiyatro Dünyası’nın 7.bölümünde oyunun hazırlık sürecinin anlatıldığı 30 dakikalık belgeselde ilk defa kendi kültürü için müzik ürettiğini söyleyen Fırat Akarcalı’nın heyecanlandığı kadar vardı.

Tolga Evren, kendisinin Hezarfen olduğuna bizi öylesine inandırıyor ki, sahneye çıkıp bir şövalye gibi onu koruyası geliyor insanın. Tek kelime ile fevkalade.

Hezarfen Ahmed Çelebi rolünde Tolga Evren

Evliya Çelebi’nin birkaç satırlık Seyahatname’sinde adı geçen Ahmed Çelebi’nin neredeyse 400 yıldır kültür-sanat eserlerimizde sıkça rastlamamızın bir nedeni var mı merak etmiyor değilim.

Belki Seyahatname’deki bu hikâye efsane ya da hayal ürünüdür, kim bilir. Ancak yine de ciddiye alınacak kadar hikâye, kitap, film ve tiyatro eseri maalesef yok. Umarım bu oyun daha geniş kapsamda kitap olarak basılır, marifetli ellerde film olarak bizlere sunulur, Çünkü bu hikâyede çok güçlü batıl inançları yıkma, geleneklere karşı çıkma, engelleri aşma tadı var. Bizim tarihimizde böyle çok biyografi var. Yetenekli yönetmen ve yazarlarla oyunun diğer karakterleri için de harika diziler yapılabilir.

Yan rollerin harika uyumu

Bunu yapmak için Ömer F. Oyal gibi hayal gücü ve Hakan Çimenser gibi doğru ekipleri kuran ve koordinasyonu iyi sağlayan yönetici ruhlu insanlara ihtiyacımız var.

Benliğinizi bu zamanda bırakıp, ruhunuzu eskilere götürmek için bu oyuna gidin ve şunu hayal edin: Galata Kulesi’ne tırmanan Hezarfen Ahmed Çelebi’nin merdivenlerde çıkardığı tıkırtıları duyuyorsunuz…

Öneriler

Ve yukarıdaki yazıyı yazdıktan bir hafta sonra başka bir oyun için pastanede beklerken Tolga Evren geldi. Fotoğraf ricamızı kırmadı. Sahnedeki oyunculuğunun görkeminin nereden geldiğini de anlamış oldum. Çünkü tam bir İstanbul beyefendisi gibi davrandı. Sanat insanı yüceleştiriyormuş demekki…

Instagram @gezenotelci / Twitter @gezenotelci

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş